Tag: eğitim

  • Üniversite 101: Üniversitede ilk hafta rehberi

    Üniversite 101: Üniversitede ilk hafta rehberi

    Yazı noktalamamızla birlikte artık Eylül ayındayız ve önümüzdeki haftalarda da yavaş yavaş tüm kademelerde eğitim-öğretim yılları başlayacak. Hatta birinci, beşinci ve dokuzuncu sınıf öğrenciler için bu hafta uyum haftası başlamış bile. Üniversitelerde de bir başka uyum haftası oluyor oryantasyon programı adı altında. Üniversiteyle ilgili genel başlangıç bilgileri veriliyor yeni giren öğrencilere.

    Hazır Türkiye için de “Back To School” vakti gelmişken ben de üniversitenin ilk haftasıyla ilgili tecrübelerimden yola çıkarak özet bir rehber hazırlayayım dedim. Üniversitenin ilk haftası yapılacaklarla ilgili bu rehber sayesinde olabildiğince hiçbir şeyi kaçırmazsınız!

    1-   Oryantasyon haftası

    Girişte de bahsettiğim gibi üniversitelerin oryantasyon haftaları üniversiteyle ilgili genel bilgiler veriyor. Hangi işler için nereye gitmek gerekir, nerede halledilir veya üniversitenin genel işleyişinin yeni girişli öğrencilere aktarıldığı bu programları göz ardı etmeyin derim. Yeni girdiğiniz ve pek de tanımadığınız üniversitenizle ilgili özellikle başlarken çok işe yarayan bilgiler elde ediyorsunuz.

    2-   Ders seçimleri ve derslere hazırlık

    Üniversiteye başladınız ve artık üniversitenin tıkır tıkır işleyen o akademik takvimine tabisiniz. Akademik takvimi iyi takip etmeniz gerektiğinden bahsetmeme gerek olduğunu sanmıyorum ama tarayıcınızın favorilerine kaydetmekte fayda var. Dönem başlayınca doğal olarak dersler de başlıyor.

    Üniversitelerin ve bölümlerin ders seçim yöntemleri birbirinden farklılık gösterebilir. Bazı üniversiteler ve bölümler daha fazla esneklik tanırken bazıları o kadar tanımayabilir. Eğer derslerinizi kendiniz seçiyorsanız ve ders seçimleriniz için akademik takvimde ders kayıt haftası gibi bir aralık ayrılmışsa, bunu olabildiğince etkili kullanmaya çalışın.

    Bu hafta sizin kendiniz için ideal bir haftalık takvim oluşturmanız ve kendinize uygun dersleri seçmeniz için ayrılıyor. Peki ders kayıtları haftasında nelere dikkat etmek gerekir?

    1. Ders izlencesini/müfredatını (syllabus) kesinlikle iyice kontrol edin ve bunu tüm dersleriniz için yapın. Dersinizin yükümlülükleri, dersin işleniş şekli, haftalık takvimi, okumaları, değerlendirme kriterleri ve notlandırma sisteminin tamamı bu izlencelerde yer alır. Bunları bilmek kıymetli çünkü bir dönem boyunca bu izlencelerde önceden belirtilmiş bilgilere göre ders işleyeceksiniz ve buna göre not alacaksınız. Özellikle sonradan beklentilerinizin karşılanmamasına engel olmak ve pişman olmamak için önemli.
      • Biliyorum, izlence okumak keyifli bir şey değil ve hocaların devamlı okunması gerektiğini vurgulamasına rağmen, çoğu öğrenci izlenceleri okumuyor. Halbuki gerçekten de birçok sorunun cevabı izlencede. Ben de ilk yıllarımda izlencelere pek göz atmıyordum ve önemlerini sonradan fark ettim.
    2. İlk hafta derslere katılın. İlk hafta biraz tanışma, biraz oryantasyon haftası gibi görüldüğü ve kayıtlar devam ettiği için çok yoğun geçmeyebilir veya devamsızlık yoklaması yapılmayabilir. Ancak yine de derslere gitmek, derslerin nasıl işleneceğini ders ortamında görmek, hocayı tanımak o dersin sizin için gerçekten uygun olup olmadığını anlamanız için çok yardımcı olacaktır. Bir nevi test sürüşü gibi olan bu ilk haftayı bu yönde değerlendirmek sizin için faydalı olacaktır.
    3. Derslerin özel gereklilikleri var mı kontrol etmek. Özellikle Güzel Sanatlar gibi fakültelerde bazı derslerin özel materyal gereklilikleri olabilir. Dersi seçmeden önce bunları öğrenmek de isabetli bir seçim yaparken önemli olabilir.
    Amazon’da “Read the syllabus” kupaları satılıyormuş!

    3-   Öğrenci kulüpleri

    Üniversitenin en güzel yanlarından biri kendi ilgi alanlarınızı paylaştığınız insanlarla tanışma fırsatı. Öğrenci kulüpleri tam da bunun için varlar. Üniversitenin ilk haftaları da bu kulüplerin yeniden yapılandığı, yeni öğrencilerle tanıştıkları ve yeni dönemle ilgili yeni planlar yaptıkları dönem olduğu için bu kulüplere katılmak için en iyi zamanlardan biri.

    Özel ilgi duyduğunuz alanlar, hobileriniz varsa bu fırsatı kaçırmayın derim. Hatta daha önce duymadığınız veya deneyimlemediğiniz alanlardan öğrenci kulüplerine de katılıp yeni aktiviteler de deneyimleyebilirsiniz. Örneğin, sualtı fotoğrafçılığıyla ilgili bir öğrenci topluluğu varsa ve daha önce deneyimleme fırsatı bulmadıysanız, belki de aradığınız fırsat budur.

    Daha çok hobiler etrafında şekillenen ve sosyal aktiviteler düzenleyen bu öğrenci kulüplerinin yanı sıra kariyer hedefli öğrenci kulüpleri de var tabii. Bölümünüzle ilgili olan veya olmayan kariyer gelişimi hedefleyen bu öğrenci kulüplerine katılmayı da göz önünde bulundurabilirsiniz.

    4-   Kampüsü tanıma

    Yeni giren öğrenciler için en önemli konulardan biri üniversitenin kampüsünü tanımak. Fakülteler nerede, derslikler ve laboratuvarlar nerede bilmek ders aralarında vaktinizi ayarlamanıza yardımcı olabilir. Tabii üniversite hayatınız yalnızca derslikler ve laboratuvarlarda geçmeyecek, spor yapmak için spor tesislerine, yemek yemek ve tabii arkadaşlarınızla sohbet etmek için kafeler, yemekhaneler, restoranlar, ayrıca diğer sosyal alanların lokasyonlarını bilmek kampüsün imkanlarından tam olarak yararlanabilmek için önemli. Ayrıca işiniz düşebileceği için idari binaların yerlerini bilmekte de fayda var.

    Bilkent Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi

    Şunları da unutmayalım:

    E-posta ve iletişim

    Bu yazıda bahsettiğim her şeyle ilgili bir konu var ki o da üniversitedeki iletişim araçlarını etkin kullanmak. Üniversitenizin e-posta adresini aktif olarak kontrol etmeniz kampüsteki aktiviteler hakkında güncel haberleri almanızı sağlar. Ayrıca, e-posta yazımıyla ilgili herhangi bir yardıma ihtiyacınız veya sorularınız varsa sizi Üniversite 101’in ilk yazısına da alabiliriz.

    Dönem hedefleri

    Ve final olarak, belki ilk döneminizdir belki değildir ama üniversitenin ilk haftası yapılabilecek önemli şeylerden birinin önünüzdeki dönem hedeflerinizin ne olduğunu kararlaştırmak olduğunu da söyleyebiliriz. Bu dönemi daha akademik hedeflerinizi gerçekleştirerek mi veya başka şeyler doğrultusunda mı geçireceğiniz, eğer akademik hedefleriniz gerçekleştirerek geçirecekseniz bu akademik hedeflerin tam olarak ne olduğu ve gerçekleştirmek için neye ihtiyaç duyduğunuzu öncesinde planlamak ders seçimlerinizi ve

  • Üniversite Tercihi Yapacak Arkadaşlara

    Üniversite Tercihi Yapacak Arkadaşlara

    Merhaba sevgili sınavzede arkadaşım. Bu yazıda hepinizin başını ağrıtan “Bilgisayar Mühendisliği mi, Elektrik Elektronik Mühendisliği mi?”, “İktisat mı, İşletme mi?” veya “O üniversite mi, bu üniversite mi?” gibi sorulara kendiniz nasıl cevap verebileceğinizi anlatacağım. Bu soruları ben cevaplamayacağım, çünkü bu soruların cevabı herkes için farklıdır. Ben yalnızca bu sorulara sizin nasıl cevap verebileceğiniz konusunda sizlere yardımcı olmaya çalışacağım. Ayrıca, kendi tecrübelerimden yola çıkarak bazı tavsiyelerde bulunacağım. Eğer fazla vaktiniz yoksa direkt aşağıdaki İçindekiler bağlantılarından başlıklara ulaşabilirsiniz, vaktiniz varsa sizi yazının tamamını okumaya davet ediyorum.

    1. Müfredat (ders programı) kontrolü
    2. Akademik kadro
    3. Bilgisayar Mühendisliği mi, Elektrik Elektronik Mühendisliği mi? İktisat mı İşletme mi? (O Bölüm mü bu bölüm mü?)
    4. Puanım ziyan olmasın(!)
    5. SONUÇ: Araştırın, araştırın, araştırın. Soru işaretlerinizi giderin.

    Tekrar hepinize merhaba. Yukarıda sınavzede dedim ama sınavzede dememe bakmayın, hayatınızın en güzel zamanlarından birindesiniz ve o zamanları sınav stresi, tercih stresi gibi olumsuzluklarla gölgelememenizi tavsiye ederim. Fakat, kendimden biliyorum, ben de aynılarını 4 yıl önce yaşadım. Ne kadar uğraşsanız da geleceğinizle ilgili yapacağınız tercih kararı sizin kafanızı öyle ya da böyle meşgul ediyor. Benim asıl söylemek istediğim de bu sürecin ağrılı ve stresli geçmek zorunda olmadığı, en azından düşündüğümüz kadar ağrılı ve stresli.

    Buna da ek olarak bir konuya daha parmak basmak isterim. Kendim gözlemlediğim kadarıyla, ülkemizde üniversite tercihleri yoğunluklu olarak önceki yıllarda sınava girip tercih yapmış öğrencilerin tercihleri üzerinden yapılıyor. Fakat, sizin tercih listeniz sizin tercihlerinizin bir listesi olmalı, başkalarının değil.

    Bugün bir şey satın alacağımız zaman en basit ürünün özelliklerini bile alternatifleriyle karşılaştırıp kararımızı bunun sonucunda veriyoruz. Bir kulaklık alacak olsak internette alternatiflerine de bakıp, değerlendirmelerini okuyup, özelliklerini karşılaştırıp satın alıp almayacağımıza veya hangisini satın alacağımıza karar veririz. Üniversite seçimi de böyle bir tüketim kararı diye düşünürsek ve hatta sonucunda bizi çok daha fazla etkileyecek bir karar diye düşünürsek sonrasında memnun kalabilmemiz için kapsamlı bir araştırma ve değerlendirme yapmak gerekiyor.

    Yalnızca okullar, bölümler, mezunlar, sıralamalar, iş bulma olanakları vs. hakkında kulaktan dolma yayılan söylentilerle değil, gerçek ve test edilip mukayese edilebilir verileri değerlendirerek tercih yapmanın çok daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Yazının devamında bu gibi verileri ve yazıları bulabilirsiniz.

    Tam olarak bu noktada bir Bilkentli olarak Bilkent Üniversitesi İİSBF Dekan Vekili Refet Gürkaynak’ın 4 yıl önce yayınladığı ve o ufkumu açan bir videosunun bir kısmına da atıfta bulunmak isterim. Refet Hoca, o videoda yalnızca üniversitedeki o 4 yıl sonunda diplomanın size sağlayacağı güzel iş ve kariyer olanakları için geçirdiğiniz işkence gibi 4 yılın yalnızca yatırım amaçlı bir 4 yıl olacağını söylüyordu. Kendisi, bunun yerine yalnızca yatırıma gitmeyen, sonucunda iş ve kariyer olanaklarına da sahip olmanızın yanı sıra üzerine de zevkle geçirdiğiniz 4 yıllık bir üniversite eğitimi tavsiye ediyordu. Şimdi daha da uzatmadan esas konumuza geçelim isterseniz.


    Önce size kendimi tanıtayım, çünkü bu yazı bu blogun ilk yazısı olacak ve de birazdan söyleyeceklerime dayanarak kim olduğum ne yaptığım biraz da önem kazanıyor. İsmim Engin Özcan, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü 4. Sınıf öğrencisiyim. Aynı zamanda Uluslararası İlişkiler’in yanında bir de Felsefe’den yan dal yapıyorum. Bilkent’e sizin de girdiğiniz YKS’nin ilk uygulandığı yıl olan 2018 yılında girdim. Belki bilmiyorsunuzdur, o zaman biz aslında YGS ve LYS sınavlarına hazırlanıyorduk ki birden pat diye sınavın adı ve sistemi değişti. Benim sınav senemin ve tercihlerimin üzerinden 4 yıl geçti. Zaman gerçekten de ne kadar da hızlı geçiyor klişesine girmek istemiyorum fakat gerçekten de biraz hızlı geçti, tabii bence bunun en büyük nedeni 1-1,5 yılımızı bizden alan pandemi. Pandeminin de üstesinden geldik gibi zaten, umuyorum bu yıl tercih yapacak arkadaşlar doyasıya üniversite hayatı geçirebilir.

    Konumuza dönecek olursak, şu an ben kişisel olarak kendim yaptığım 4 yıl önceki tecrübelerim ve yaptığım tercihler için çok mutluyum ve aslında bu noktada şunu eklemek isterim ki o zamanki bilgi ve tecrübeme göre mantıklı davranmış olsam da üniversiteye girdikten sonra ufkum daha da genişlediği için tercihler konusunda şu an sizlere daha da faydalı bir bakış açısı sunabileceğime inanıyorum. Yukarıda cevapladım aslında ama bana “Sen kendi tercihlerinden memnun musun, okulun ve bölümünde mutlu musun?” diye soracak olursanız, cevabım açık ve net bir şekilde “Evet!”. Uzun uzadıya da söyleyebilirim, ancak kısaca şöyle ifade edeyim: İyi ki Bilkent’teyim ve iyi ki Uluslararası İlişkiler okuyorum.

    Sizlere de okullarınıza girdikten sonra hem okurken hem de okuduktan sonra benzer duyguları yaşayabilmeniz için kendi tecrübelerim, okuduklarım ve öğrendiklerimden yola çıkarak yardımcı olabilmek adına aşağıda göreceğiniz kısa ve öz tüyoları ele aldığım bir yazı yazdım. Umarım bu tavsiyeler sizlerin de memnun kalacağınız bir tercih yapmanızda yardımcı olur ve geleceğinize ışık tutar.

    1. Müfredat (ders programı) kontrolü

    Değerli arkadaşlar, tercih döneminde üniversite ve bölüm seçerken esasında 4 yıllık bir müfredatı satın aldığınızı düşünebilirsiniz. Bunu lise, ortaokul ve ilkokul müfredatlarına benzetebiliriz. Fakat, üniversitedeki müfredatlar çok daha farklı. Zaten, dikkat ettiyseniz üniversite müfredatı diye bir şey demedim, çünkü yok. Aynı şekilde, Bilgisayar Mühendisliği müfredatı veya İktisat müfredatı gibi genel bir şey de yok. Her okulun her bölümünün müfredatı birbirinden ayrı. Bu müfredatları okullar kendileri belirliyorlar ve yıldan yıla güncel gelişmelere göre değiştirebiliyorlar. Dolayısıyla, X üniversitesinde göreceğiniz Bilgisayar Mühendisliği eğitimiyle Y üniversitesinde göreceğiniz Bilgisayar Mühendisliği eğitimi birbirinden çok farklı olabilir.

    Sonucunda diplomasını alacağınız okulun o diploması, sizin bölümünüzün müfredatını başarıyla tamamladığınızı gösteren bir belge. Kısacası, üniversiteye girip mezun olmakla bahsettiğimiz, üniversite eğitimi dediğimiz şeyin aslı bu müfredat. Elbette, üniversitede geçirdiğiniz yıllarda yaşayacağınız şeyler, edineceğiniz tecrübeler vs. de bunun bir parçası olsa da üniversite eğitimi diye ifade ettiğimiz şeyin ana iskeletini gireceğiniz bölümün müfredatı oluşturuyor.

    Size iyi bir haberim var: Bu müfredatların tamamı üniversitelerin internet sitelerinde en güncel haliyle bulunuyor. Yani, kendiniz ilgi duyduğunuz, girmeyi hedeflediğiniz bölümlerin müfredatlarını direkt internetten girerek kendiniz kontrol edebilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken yalnızca merak ettiğiniz bölüm ile birlikte “müfredat, ders programı, öğretim programı, curriculum” gibi kelimeleri Google’da aratmak. Bir Bilkentli olarak yine Bilkent’ten örnek vereyim: Bilkent Üniversitesi’nin tüm güncel ders programlarına bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

    Bir iki okul ve bölüm arasında kararsız kaldıysanız, kesinlikle o bölümlerin müfredatlarını girin ve karşılaştırın. Bilkent Üniversitesi ile Boğaziçi Üniversitesi’nin İktisat bölümleri arasında kararsız kaldınız diyelim. Hangisinin size daha fazla hitap ettiğini, sizin gelecek ve kariyer planlarınıza daha uygun olduğunu görerek kararınızı daha kolay verebilirsiniz. X üniversitesindeki İktisat bölümü belli bir alana daha fazla yoğunlaşıyorken, Y üniversitesindeki İktisat bölümü daha az yoğunlaşıyor olabilir. Bahsettiğimiz o alana ilginiz yüksekse Y üniversitesindense X üniversitesini tercih edersiniz böyle bir durumda. Bunu tercihleri yapıp X üniversitesine yerleştikten sonra öğrenmektense şimdiden kontrol etmekte fayda var.

    Burada bir diğer önemli nokta ise aslında neyi tercih ettiğinizi bilmeniz. Yukarıda da bahsettiğim gibi üniversite eğitimi dediğimiz şeyin ana iskeletini girdiğiniz bölümün müfredatı oluşturuyor. Üniversiteye girdiğinizde, nihayetinde, 4 yıl sürecek o 40-50 derslik müfredata kaydolmuş oluyorsunuz. Kulaklık alırken gösterdiğimiz hassasiyeti burada da göstererek, bilinçli bir karar vermek istiyorsak neyi tercih ettiğimizi bilmemiz çok önemli. Önceki yıllarda giren öğrencilerin tercihleri veya üniversiteler hakkındaki söylentiler yerine direkt olarak üniversitelerin kendi internet sitelerinden müfredatlarını görüp, kontrol edip, karşılaştırıp aslında neyi tercih ettiğimizi bilerek daha bilinçli ve de dolayısıyla sağlıklı bir karara ulaşabiliriz.

    2. Akademik kadro

    Üniversite ve bölüm seçiminde diğer bir önemli kriter ise akademik kadro. Hangi bölüme girerseniz girin, bir bölümü en değerli kılan unsurlardan biri o bölümün hocalarıdır. Nihayetinde örneğin, Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü’nün lisans eğitimini o bölümün hocaları veriyor. Hocalar nasıl bir eğitim sunuyorlarsa, bölümün eğitimi de öyle olmuş oluyor. Bu nedenle gireceğiniz bölümdeki hocalar, alacağınız eğitim için çok önemli. Hangi okullardan gelmişler, ne üzerine çalışıyorlar, hangi dersi veriyorlar vs. bilmek, tercih döneminde faydanıza olacaktır.

    Burada şunu da hatırlatmakta fayda var: Üniversite dediğimiz kurum yalnızca bireylere meslek kazandıran bir kurum değildir, hatta bir lisans öğrencisi olarak gördüğüm kadarıyla bu bir amaç bile değil, sonuç. Üniversite dediğimiz şey, özünde bilimsel ve akademik araştırmaların yürütüldüğü ve sonucunda bu tür bilgi üretiminin olduğu bir oluşum. Aynı şekilde, üniversiteye girdiğinizde de sınıflara gelip size ders veren hocalarınız, aynı zamanda kendi araştırmalarını da yürüten akademisyenler. Yani hocalar, yalnızca öğrencilere ders vermiyorlar, esasında orada kendi araştırmalarını yürütüyorlar ve bilime, akademiye katkıda bulunuyorlar. Buradan yola çıkarak girmeyi düşündüğünüz bölümdeki hocaların akademik aktivitelerinin de önemli olduğu sonucuna ulaşabiliriz. Bir akademisyen, ne kadar aktifse (yayın yapıyorsa vs.) o akademisyenden öğrenciler de o derecede verim alacaktır. Çünkü akademik olarak aktif akademisyen, güncel literatürü takip edip, o alan hakkındaki en güncel tartışmaları dersine dahil ederek daha güncel bir ders sunabilir.

    Bunun dışında, hocaların tecrübeleri de öğrencilerin üniversitedeki eğitim hayatına katkıda bulunan, onu zenginleştiren önemli bir diğer faktör. Üniversitede geçireceğiniz 4 yılda hocalarınızın size aktaracakları tecrübeler, gelecek planınızı inşa ederken size çok fayda sağlayabiliyor. Ayrıca, tabii, iş ararken veya lisansüstü akademik bir kariyer planlarken öğrenciler için hocalarından aldıkları referanslar da çok önemli.

    Burada da size iyi bir haberim var, çünkü yine bölümlerin akademik kadrolarına bir Google aramasıyla ulaşabilmek mümkün. Her üniversitenin her bölümünün hocalarına, üniversitelerin internet sitelerinden ulaşabilirsiniz. Tek yapmanız gereken Google’a merak ettiğiniz üniversite ve bölüm ile birlikte “akademik kadro, öğretim kadrosu” gibi kelimeleri aratmak. Böylelikle, üniversitelerin internet sayfalarından hocaların hangi okullardan geldiklerine, doktorlarının nereden olduğuna, onların hangi üniversiteyi bitirdiğine, çalışma alanlarına, yayınlarına bakabilirsiniz. Yine aralarında kaldığınız bölümler olduğunda da bu şekilde karşılaştırabilirsiniz.

    Müfredatta olduğu gibi burada da, hocaların çalışma alanlarının neler olduğu sizin tercihinizi etkileyebilir. Belki siz belli bir alana ilgi duyuyorsunuzdur ve o alanda daha yoğunluklu eğitim almak istiyorsunuzdur fakat arasında kaldığınız bir okulda o alanı çalışan pek hoca yoktur, diğer okulda daha fazla vardır gibi bir durum olursa karar vermek sizin için daha kolay olabilir. Burada da yine Bilkent’ten örnek verecek olursam, Bilkent’in tüm öğretim kadrosuna bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

    Ayrıca, Google Scholar‘dan da akademisyenlerin yayınlarına ve atıfta bulunanlarına göz atabilirsiniz.

    3. Bilgisayar Mühendisliği mi, Elektrik Elektronik Mühendisliği mi? İktisat mı İşletme mi? (O Bölüm mü bu bölüm mü?)

    Eveeet, şu an bu yazıyı okuyan bir çok sınavzede arkadaşın en çok kafa patlattığı, en kararsız kaldığı konulardan belki de ilk sırada gelen olabilir bu konu. “İşletme’yi mi üst sıraya yazsam, İktisat’ı mı üst sıraya yazsam?” veya “İşletme mi yazsam, İktisat mı yazsam?” gibi sorular eminim sizin de şu an aklınızda tilki gibi dolanıp duruyordur. Bu sorunu çözmek de aslında pek zor değil. Genelde bu arada kalmışlığın çoğu zaman en büyük nedeni, arasında kalınan o iki bölüm hakkında yeterince bilgi sahibi olmamak. Aslında, o bölümler hakkında daha fazla bilgi sahibi olarak, eğitimlerinin ne olduğunu inceleyerek, mezunlarının neler yaptığını öğrenerek hangi bölümü diğerine tercih edeceğiniz konusundaki kararsızlığınızdan kurtulabilirsiniz.

    Bu konuyu şöyle de aktarabilirim: Eğer, örneğin, Bilgisayar Mühendisliği ve Elektrik Elektronik Mühendisliği eğitimleri birbirine çok benzeyen şey olsalardı, aynı üniversitede bu eğitimler için iki ayrı bölüm açılmazdı muhtemelen. Belki mezunları ortak sektörlerde çalışıyor olabilirler fakat bu onların aynı işi yaptığı ve aynı eğitimi aldığı anlamına gelmiyor. Zaten, kişinin mezun olduktan sonra ne iş yapacağını yalnızca diploma değil daha çok kişinin kendisinin tercihleri, kabiliyetleri ve yetenek setleri belirliyor. Dolayısıyla, üniversite eğitimi süresince Bilgisayar Mühendisliği alanlarında kendini geliştiren bir Elektrik Elektronik Mühendisliği öğrencisi pekala o alanlarda da iş bulabilir. Fakat, esasında müfredat açısından aynı eğitimi almış olmaz. Zaten bunu da 1. başlıkta da bahsettiğim gibi okulların web sitelerinden kontrol ederek, bölümlerin eğitimlerinin ne denli farklı olduğunu kendiniz de görebilirsiniz. Bu noktalara dikkat etmek gerekir çünkü bu söylediğim şeyler ne kadar ihtimaller dahilinde olsa da bu işlerin gerçekten ne kadar böyle gerçekleştiğini en iyi o bölüm mezunları, hocaları bilir.

    Bölümler, eğitimleri, mezunlarının yaptıkları arasındaki farkları bu sıralar okulların üniversite tanıtımlarına katılarak birebir öğrenebilirsiniz. Ben açıkçası bunu şiddetle tavsiye ederim. Belki sizin kendinize çok uygun olduğunu düşündüğünüz bir bölüm size düşündüğünüz kadar uygun olmayabilir ve dolayısıyla vazgeçebilir ya da aynı şekilde düşünmediğiniz bir bölümün ise size ne kadar uygun olduğunu bu üniversite tanıtımları sayesinde farkedebilirsiniz. Bunun için üniversite tanıtımlarına katılıp aklınızda olan her türlü soruyu oradaki tanıtım öğrencilerine ve bölüm hocalarına sormanızın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Mesela, yukarıda bahsettiğim videoda Refet Hoca, İktisat ve İşletme bölümlerinin farklarını anlatmış. Aynı şekilde, siz de fiziksel olarak üniversiteleri ziyaret ederek veya online olarak hocaların videolarına, konferanslarına katılarak bölümler hakkında daha fazla bilgi edinerek aklınızdaki soru işaretlerini giderebilirsiniz.

    Ben kendim karar verirken bu şekilde yapmıştım. Aklımdaki okulları gezip, bölümde okuyan tanıtım öğrencileriyle konuşup, hocalara sorularımı sorup tercih listemi buna göre hazırlamıştım. Bu süreçte epey hoca ve öğrenciyle konuşmuştum ve aklımı kurcalayan her soruyu sormuştum. Bunun için sorularımı önceden bir not defterine de not almıştım ki bu sonrada karşılaştırma yaparken de faydalı olmuştu. Sizlere de aynısını tavsiye ederim.

    Not: Bu konuda ek bir nokta da var. Bölümler arası geçişler. Eğer tüm bu soru-cevap ve araştırma süreçlerinin sonucunda yine kararınızı veremediyseniz, bazı okulların bölümler arası geçişler noktasında kolaylaştırıcı prosedürleri olduğunu da hatırlatmak isterim. Örneğin, Bilkent Üniversitesi’nde herhangi bir bölüme kayıt olduktan sonra 1. sınıfın sonuna kadar sınava girdiğiniz yıl aynı burs türünde puanınızın yettiği herhangi bir bölüme direkt geçiş yapabiliyorsunuz. Eğer bölüm seçiminde kararsızlığınız devam ediyorsa, bu gibi bölümler arası geçişte kolaylık sağlayan okulları tercih etmeyi düşünebilirsiniz.

    4. Puanım ziyan olmasın(!)

    Bu başlığa yazılacak o kadar çok şey var ki aslında… Ben direkt kısa yoldan size şu soruyu sorayım, siz kendiniz karar verin:

    Puanınızın ve sıralamanızın esiri olarak önceki yıllarda sizin sıralamanızdaki adayın istediği üniversiteye mi gitmek istersiniz, kendinizin düşlerini kurduğu, hayalini kurduğunuz iş ve kariyerle en uyumlu olan üniversite ve bölüme mi gitmek istersiniz?

    Bu soruyu cevapladığınızda, kendiniz nasıl bir tercih yapmak istediğinize daha kolay karar verebilirsiniz. Yukarıda da anlattığım gibi her okul, bölüm size farklı şeyler sunuyor. Kampüsleri, hangi şehirde oldukları, bölümlerin ve okulların isimlerine de ek olarak düşündüğünüz bölümler ve okullar arasında pek çok insanın tahmin ettiğinden daha fazla fark olduğunu ve bunların da tercihler sırasında göz önünde bulundurulması gerektiğini yukarıda anlattım. Orada anlattıklarımdan yola çıkarak ve yukarıdaki soruya cevabınızı vererek kararınızı kendiniz verebilirsiniz. Ben çoğu öğrencinin gençliğinin bir yılından önceki yılki adayların tercihlerini kopyalamak için feragat ettiğini sanmıyorum.

    SONUÇ: Araştırın, araştırın, araştırın. Soru işaretlerinizi giderin.

    Değerli arkadaşlar, bugün 2022 yılında üniversite hakkında istediğimiz, merak ettiğimiz neredeyse tüm bilgiye bir Google aramasıyla ulaşabilecek bir çağdayız. Bu bir klişe, evet, fakat bu klişe çoğu kişinin değerini hafife alarak gözden kaçırdığı ve yeterince iyi kullanmadığı bir avantaj. Yukarıda da anlattığım unsurları ve çok daha fazlasını internetten öğrenebilir, düşündüğünüz bölümleri bu çerçevelerde karşılaştırabilirsiniz.

    Şu an birçoğunuzun heyecanlı, kararsız ve endişeli olduğunu biliyorum. Bu gayet doğal bir durum. Çoğu insan, bu önemli dönüm noktasında böyle çalkantılı bir ruh halinde oluyor. Ben de 4 yıl önce kararsızdım, endişeliydim ve belirsiz hissediyordum. Daha sağlıklı ve net bir karar verebilmek için bu belirsizliği azaltma yoluna gittim.

    Bir kişi, alacağı bir karar sonucunda mutlu veya mutsuz olacaksa ve dolayısıyla o karar onun için önemliyse, o kararı olabildiğince doğru bir şekilde vermelidir. Bunun için de o kararı doğru verme ihtimalini artıracak yolları izlemelidir. Üniversite tercihlerini de aynı bağlamda düşünürsek, eğer sizin için kararınızın sonucu önemliyse, size o kararınızın doğruluk ihtimalini arttırmanızı öneririm. Diğer bir ifadeyle, size imkanlarınız dahilinde, alacağınız kararın doğruluk ihtimalini artıracak yollar izlemenizi öneririm. Bugün, 2022 yılında üniversite tercihlerinde doğru kararı verme ihtimalini artırma imkanları eskisine göre daha fazla. Araştırarak, belirsizlikleri yok ederek daha sağlıklı ve doğru bir karar verebilirsiniz.

    Ne kadar çok veri toplarsanız, sonucunda belirsizlikler de daha az olur. Belki yine kararsız kalırsınız, ama siz yine de üzerinize düşeni yapmış olursunuz ve içiniz rahat etmiş olur. Ayrıca, imkanlarınızı değerlendirmiş ve yine de daha doğru bir karar vermiş olursunuz. Bunun için, benim tavsiyem, içiniz rahat edene kadar araştırmaya devam edin, üniversite ve bölümleri karşılaştıran test edilebilir, mukayese edilebilir, objektif araştırmaları okuyun.

    Yazının sonuna fikir alabileceğiniz bir iki araştırma ve ufuk açıcı bir yazı önerileri ekliyorum. Umarım üniversite son sınıf abinizin bu yazısı da sizlere bu heyecanlı döneminizde yardımcı olmuştur. Vaktim el verirse üniversite tercihleriyle ilgili farklı konularda, bunun gibi uzun olmayan, bir iki tane de kısa yazı yazmak istiyorum. Sonraki yazılarda görüşmek üzere. İyi tercihler.

    EK ÖNERİLER:

    • New York Üniversitesi Profesörü Selçuk Şirin’in üniversite adaylarına yönelik, gelecekteki kariyerlerle ve üniversite tercihleriyle ilgili yazdığı ufuk açıcı, bilgilnedirici ve keyifli bir yazı:
    • Chicago Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’in “Türkiye Bilim Raporu” araştırmasının sonuçlarına göre yazdığı Türkiye’deki üniversiteleri akademik açıdan değerlendiren bir yazı:
    • Üniversite Araştırmaları Laboratuvarı’ndan Prof. Dr. Engin Karadağ ve Prof. Dr. Cemil Yücel tarafından hazırlanan, mevcut üniversite öğrencilerinin katıldığı anketlere göre yapılan Türkiye Üniversite Memnuniyet Araştırması: