Tag: 2023

  • 2023’ün En İyi 3 Filmi

    2023’ün En İyi 3 Filmi

    Ne yıldı ama! Acısıyla tatlısıyla kelimenin tam anlamıyla yıl gibi bir yıldı 2023. Tüm dünya dolu dolu, Uzun yıllar unutulmayacak olaylara sahne olan bir yıl geçirdik. 2020’yi nasıl anıyorsak, 2023 de biraz onun tersi gibiydi. Pandeminin etkilerinden tamamen kurtulduğumuzu hissettiğimiz, eski normali ararken yeni normalle başbaşa kaldığımız, evden çalışmaya ne tam alışabildiğimiz ne de tamamen ofise geri dönmek istediğimiz, pandemi öncesi eğlence ve kültür sanat aktivitelerinin tekrar daha rahat bir şekilde organize edilebildiği, sinemanın da pandemi öncesi zamanlarına geri dönme konusunda umut ışığı gösterdiği bir yıl oldu. Her günü ve hatta belki de her dakikasına sayısız konu ve olay sıkıştırılmış, tek cümleye sığdırması elbette imkansız bir 365 gün. Aniden ortaya çıkan ve hayatın her alanına hızlıca nüfuz eden Chat GPT’nin başını çektiği yapay zeka furyası , Hollywood grevi, Barbenheimer, Marvel Sinematik Evreni’nin sonunun gelmesi ve nicesi… Dolu dolu bir yıldı, nitekim benim için de öyle oldu. Bünyesinde 5 tatlı yıl geçirdiğim Bilkent Üniversitesi’nden mezun oldum, Radyo Bilkent’ten de mezun oldum ve yeni bir iş hayatına atıldım. Her şeyin, her hikayenin ve serüvenin bir sonu olduğunu hatırladığım bir yıl oldu, nasıl 2023’ü tüketip bitirip sonuna geldiysek.

    Adettendir diyerek sinemanın pandemi öncesi doluluk seviyelerine dönme trendi gösteren bu yılın kendi adıma en beğendiğim 3 filmini sizlerle belki bir Pazar okuması veya belki yılın son haftası okuması olarak paylaşmak istedim. 2023, hayatımda en çok film izlediğim yıllardan biri oldu, 41’i 2023 yapımı olmak üzere 114 film izlemişim. Teşekkürler Letterboxd! Biliyorum, May December, The Zone of Interest, Poor Things, All of Us Strangers gibi sinema çevrelerince, eleştirmenler ve izleyiciler tarafından pek beğenilen ancak benim henüz izleyemediğim filmler de var. Ne yazık ki onları değerlendirme şansım olmadı. Bu yüzden izlemediğim filmleri otomatik olarak bu listeye dahil edemediğimi belirteyim. Ancak, yine de derinden etkileyici 5 filmi sizlerle paylaşmak isterim. Açıkçası, sinema için de dolu dolu bir yıl olmuş gibi görünüyor, Oscar tahminleri yapmak da zor olabilir. Lafı fazla uzatmadan listeye dönelim.

    2023’ün En İyi 3 Filmi

    3- Anatomy of a Fall (Bir Düşüşün Anatomisi)

    Yönetmenliğini Fransız yönetmen Justine Triet’nin yaptığı Anatomy of a Fall, bir kadının eşinin ölümüyle ilgili şüpheli durumuna düşmesini konu alıyor. Başta mutlu, huzurlu ve belki de ideal bir aile tablosu çizen çift ve oğullarının hayatının aslında pek de göründüğü gibi harikulade olmadığını geçen her dakikayla yavaş yavaş gözler önüne seren, sabırlı ve dikkatli yazılmış bir film Anatomy of a Fall. Bu yılın Cannes Altın Palmiye’sini evine götüren film, izleyicisini hayatın ne kadar değişken ve subjektif algılara belki körü körüne bağımlı olduğunu düşünmeye itiyor. 

    Anatomy of a Fall (2023) | Yön. Justine Triet

    Anatomy of a Fall, aynı zaman diliminde yaşasa bile bireylerin kendi ayrı dünyalarına, kendi ayrı gerçekliklerinde yaşayabilmelerini tartışıyor. Aynı zamanda, aynı mekanda ve aynı ilişkide bulunan bir çiftin nasıl da aslında ayrı gerçeklik algılarına sahip olabilecekleri ve ayrı dünyalarda yaşayabileceklerini sabırlı bir şekilde seyircisine sunuyor. Aynı zamanda ve aynı mekanda birden fazla gerçeklik var olabilir mi? Birbirini iyi tanıyan iki kişi bile ayrı dünyalarda olabilirler mi? Justine Triet’nin Arthur Harari ile birlikte yazdığı film bu soruya sabırlı bir evet cevabı veriyor. Farklı bakış açılarını tek tek izleyicisine tanıtan ve günümüzde artık maalesef sıradanlaşan uzun süresiyle 2,5 saatlik film, durağan olmasına rağmen hayli sürükleyici. Bir karı ve bir kocanın ilişkisinin anatomisine girişen film, sorularının cevaplarını saklayarak, gizemini koruyarak seyircisini 2,5 saatlik bir düşünme, sorgulama ve yeniden değerlendirme egzersizine davet ediyor. 

    Oyunculuk tarafındayasa bu yıl adından söz ettiren bir başka film The Zone of Interest ile de ilgi odağı olan Sanda Hüller de dört dörtlük bir performans ortaya koymuş.

    Katıldığı bir çok ödül ve festivalden adaylıklar ve ödüllerle dönen Anatomy of a Fall, bana 2006 yapımı John Patrick Shanley’nin kendi yazdığı tiyatro oyunundan uyarladığı Doubt filmini fazlasıyla anımsattı. Yine cevabını net bir şekilde vermeyen, gizemin ilmek ilmek örüldüğü sürükleyici bir öyküye sahipti Doubt filmi de. Anatomy of a Fall’u beğenirseniz Meryl Streep, Philip Seymour Hoffman, Amy Adams ve Viola Davis’li Doubt’a da bir bakmanızı kesinlikle tavsiye ederim.

    Anatomy of a Fall – IMDb sayfası

    Anatomy of a Fall – Letterboxd sayfası

    Rating: 4 out of 5.

    4/5

    2- Killers of the Flower Moon (Dolunay Katilleri)

    Ne denilebilir ki? Sinemanın yaşayan en büyük efsanelerinden, sinemanın günümüzde bildiğimiz hale gelmesinde rol oynayan, sinemanın en büyük isimlerinden, sayısız övgüye layık, son zamanların TikTok fenomeni ve Letterboxd üyesi Martin Scorsese’nin son filmi Killers of the Flower Moon, Barbenheimer fenomenini bir kenara koyarsak bu yılın belki de en fazla beklenen filmlerinden biriydi. Yol arkadaşı Robert De Niro’yla The Irishman sonrası (iyi ki) tekrar birlikte çalıştıkları ve bu iş birliğinin tekrar tadını çıkarmamızı sağlayan bir film. Pek tabii son on yıldır proje seçerken pek tutumlu davranan Leonardo DiCaprio’yla muhteşem bir performans sergileyen, ödüllerden ödüllere koşan Lily Gladstone’u da bulunduran kadrosuyla enfes bir film. Tek kelimeyle, müteşekkirim.

    Killers of the Flower Moon (2023) | Yön. Martin Scorsese

    Scorsese’nin Eric Roth ile birlikte ABD’li gazeteci yazar David Grann’in 2017 basım aynı isimli kitabından uyarlayarak yazdığı film, FBI’ın soruşturduğu, 1920’lerde Oklahoma’nın petrol zengini olduğu ortaya çıkan arazilerinde yaşayan yerli halkı Osage Ulusu’nun faili meçhul, gizemli cinayetlerle öldürülmesini konu alıyor. Neredeyse üç buçuk saatlik süresine rağmen sürükleyiciliği koruyan kurgusuyla sıkıcılaştığı tek bir anı yok gerçek bir hikayeye dayanan tarihsel suç/dram filminin. Yanlış hatırlamıyorsam Scorsese, röportajlarından birinde Killers of the Floower Moon‘u bugüne kadar öğrendiği her şeyi katarak, her şeyi kullanarak çektiğini söylemişti. Gerçekten de ustalık eseri olarak hatırlanabilecek bir yapım Killers of the Flower Moon. Her detayı incelikle işlenen, geçtiği tarihsel periyodu bütün bir şekilde yansıtan seti ve atmosferi tamamlayan müzikleriyle de birlikte bu yılın tüm ödüllerine doğal bir aday.

    Oyunculuklara da ayrı bir parantez açmak gerekiyor tabii. Robert De Niro, bildiğimiz gibi. Ne kadar yüksek düzeyde olsa da asla hayal kırıklığına uğratmıyor, en tepedeki yerini koruyor. Bir diğer yanda Lily Gladstone, uzun yıllar hatırlanacak bir performansa sahip ki gittiği her yerde de teveccüh görüyor. Leonardo DiCaprio ise The Wolf of Wall Street ve The Revenant sonrası kariyerinin belki de en iyi performasını sergilemiş.

    Killers of the Flower Moon (2023) | Yön. Martin Scorsese

    IMAX formatında çekilmemesine rağmen IMAX salonlarda da gösterilen filmi ben de bir IMAX salonunda izleme fırsatı buldum. İkinci defa sinemada izlemek istememe rağmen fırsat bulup gidemediğim için pişmanım.  Ne kadar ustalık eseri desek de, ne kadar Scorsese hayatım boyunca öğrendiğim her şeyi bu filme koydum dese de, yine de sinemaseverler olarak kendisinin ve dostu Robert De Niro’nun sonraki yapımlarını iple çekiyoruz bile.

    Fazla söze gerek yok, Killers of the Flower Moon 2023’ün en iyi filmlerinden, bir Scorsese yapımı. Hayli uzun süresine rağmen tekrar tekrar izlenebilecek yapımın sonuna Scorsese’nin küçük bir sürpriz iliştirdiğini de ekleyeyim. Halihazırda başarılı bir ödül sezonu geçiren Killers of the Flower Moon, 96. Oscar Ödülleri’nin de pek çok dalda en büyük favorilerinden. Filmi izledikten sonra bir süre müziğinin etkisinden çıkamayabilirsiniz, söylemiş olayım.

    Killers of the Flower Moon – IMDb sayfası

    Killers of the Flower Moon – Letterboxd sayfası

    Rating: 4.5 out of 5.

    4.5/5

    1- The Holdovers

    Sımsıcak bir film. Ben böyle filmlere sıcak çikolata gibi film demeyi seviyorum. İç ısıtıcı, insana hayatı sevdiren, hatta hayatı gerçekten de güzelleştiriyor bu filmler. Bu yılki ve son derece başarılı bir örneği de The Holdovers. Üç kişinin hikayesini anlatıyor listemizin ilk sırasındaki bu yapım. Dışarıdan gizledikleri veya en azından gizlemeye çalıştıkları fakat kişisel hayatlarında boğuştukları mücadelelere sahip, gerçek insanlar.

    The Holdovers (2023) | Yön. Alexander Payne

    David Hemingson’ın yazıp Alexander Payne’in yönettiği The Holdovers, son derece gerçekçi ve sıcak bir karakter analizi sunuyor. Ailevi sorunlara sahip, ebeveynleri boşanmış parlak bir lise öğrencisi Angus Tully’nin annesinin yeni evliliği nedeniyle Noel tatilinde eve dönemeyip tatilini, kendisi gibi okulda kalan tarih hocası ve yemekhane müdürüyle geçirmek zorunda kalmasından alıyor film ismini. İngilizce “holdover” bir önceki dönemden kalanlara verilen bir isim. Fimin üçlüsü de ne kadar istemeseler de ellerinde olmayan sebeplerden ötürü Noel tatillerini ülkenin en önde gelen okullarından birinde birlikte geçirmek durumunda kalıyorlar. Ailesiyle birtakım sorunlar yaşayan, çok bilmiş ve başına buyruk, hatta biraz baş belası ancak bir o kadar parlak bir öğrenci olan, kariyerinin ilk filminde görkemli bir açılış yapan Dominic Sessa tarafından canlandırılan Angus ile yanında öğrencilerin sevilmeyen, sıkıcı ve sıkı tarih hocası, Paul Giamatti’nin oynadığı, Paul Hunham ve son olarak maddi yetersizliği nedeniyle askere gitmek zorunda kalan aynı liseden mezun oğlunu kaybeden bir anne olan, Da’Vine Joy Randolph’un yılın en iyi oyunculuk performanslarından biriyle hayat verdiği Mary Lamb oluşturuyor bu üçlüyü.

    Takvimi Noel zamanını gösteren filmin hikaye nefis yazılmış. Birbirine karşı önce biraz çekingen ve pek samimi davranmayan bu üç kişi koca okulda ve kampüste tek başlarına kalınca birlikte zaman geçiriyorlar tabii ve bu süre zarfında doğal olarak birbirlerini daha iyi tanıyorlar. Acılarına tanık oluyorlar, acılarını paylaşıyorlar. Üç yalnız insan olarak yalnızlıklarını paylaşıyorlar. Özgün, farklı olduğu kadar benzer duygulara ve yönlere sahip hikayeleri olan üç kişiyi izliyoruz.

    The Holdovers (2023) | Yön. Alexander Payne

    Bu yıl benim vurulduğum film The Holdovers oldu. Nitekim listemin ilk sırasını da ona ayırdım. Bu sıcacık, iç ısıtan, hayatı pembeleştiren sıcak çikolata gibi filmi ileriki yıllarda bir Noel klasiği olarak anacağımızdan da eminim. Tekrar tekrar izleyip her seferinde tekrar sevilecek cinsten bir film olmuş. Kaçırmamak lazım, artık böyle filmler pek sık çıkmıyor. Buradan yönetmen Alexander Payne, yazar David Hemingson ile birlikte kariyerinin ilk filminde rol alan Dominic Sessa’ya, inanılmaz bir performans sergileyen Da’Vine Joy Randolph’a ve Paul Giamatti’ye teşekkürlerimi sunayım. Bu yılki tüm ödülleri kazanmayı hak ediyorlar!

    The Holdovers – IMDb sayfası

    The Holdovers – Letterboxd sayfası

    Rating: 5 out of 5.

    5/5

    Şeref listesi

    Bu üç filmin yanında bahsetmezsem ayıp olacak diğer filmleri de bir liste halinde paylaşmak isterim. Bu filmler de, eğer öyle hatırlanacaksa, 2023’ün güzel bir yıl olarak hatırlanmasına katkı sağladılar:

    • “Evil Does Not Exist” yön. Ryūsuke Hamaguchi
    • “Afire” yön. Christian Petzold
    • “Wonderful Story of Henry Sugar” yön. Wes Anderson
    • “Oppenheimer” yön. Christopher Nolan
    • “BlackBerry” yön. Matt Johnson
    • “Guardians of the Galaxy Vol. 3” yön. James Gunn
    • “Kuru Otlar Üstüne” yön. Nuri Bilge Ceylan
    • “Past Lives” yön. Celine Song
    • “Spider-Man: Across the Spider-Verse” yön. Joaquim Dos Santos, Justin K. Thompson, Kemp Powers
    • “The Boy and the Heron” yön. Hayao Miyazaki
    Oppenheimer (2023) | Yön. Christoper Nolan

    Geç olsun güç olmasın filmleri

    Tabii, 2023 filmlerinin yanı sıra bu yıl pek çok daha eski yapımlara da göz atma fırsatı buldum. Birçoğunu izlemede geç kaldığımı düşünsem de geç olsun güç olmasın ilkesini benimsemeyi tercih ettim! Hatta bir “Geç olsun güç olmasın” köşesi bile başlatabilirim bunun için. Şimdilik yalnızca bu yıl izlediğim ve 2023 yapımı olmayan filmlerden en beğendiklerimi kısa bir liste olarak sizinle paylaşayım:

    • “The Battle of Algiers” (1966), yön. Gillo Pontecorvo
    • “Autumn Sonata” (1978), yön. Ingmar Bergman
    • “LOTR” Serisi  (2001-2003), yön. Peter Jackson
    • “There Will Be Blood” (2007), yön. Paul Thomas Anderson
    • “Uncut Gems” (2019), yön. Benny Safdie, Josh Safdie
    • “Parasite” (2019), yön. Bong Joon-ho
  • Air (2023)

    Air (2023)

    Yönetmen: Ben Affleck | Oyuncular: Matt Damon, Ben Affleck, Viola Davis, Jason Bateman, Chris Tucker, Chris Messina, Marlon Wayans

    Ben Affleck ve Matt Damon yeniden bir işbirliğiyle karışımızda. Nike ve efsanevi basketbol yıldızı Michael Jordan işbirliğinde ortaya çıkan Air Jordan ayakkabı serisinin ortaya çıkış hikayesini bize anlatan, Hollywood yıldızlarını bir arayan getiren bir Amazon filmi Air. Matt Damon’ın Ford v Ferrari‘nin ardından dahil olduğu bir başka başarı öyküsü. Öte yandan, genele bakıldığında bir marka ve ticari ürün grubu Nike ve Air Jordan için devasa bir reklam. Bir tarafta kariyeri pek de iyi gitmeyen bir “basketbol gurusu” (Matt Damon), başka bir tarafta boşanmış ve işine ihtiyacı olan bir baba (Jason Bateman) ve de bu kişilerin çalıştığı finansal olarak başarısız, pazar payını rakipleri Adidas ve Converse’e kaptırmış ve hatta kapatılma riskiyle karşı karşıya olan Nike’nin basketbol departmanı kaybedenler kulübü edasıyla filmin temelini oluşturuyor. Bu başarısızlık sarmalının ortasında bir fırsat olarak doğan çaylak Michael Jordan ile sektörde görülmemiş bir anlaşmayla kendisine özel bir ayakkabı serisi üretme sözleşmesinin nasıl imzalandığı işleniyor filmde.

    Türüne çokça rastlanan Air doğal olarak diğer başarı öykülerinden farklı yanları olduğunu göstermeye çalışıyor. Bunların başında tabii ki NBA efsanesi Michael Jordan için üretilmiş ve 1984’ten beri basketbol ayakkabısı ve hatta genel olarak ayakkabı endüstrisinde muazzam bir finansal başarı yakalamış, hala günlük hayatta sıkça karşımıza çıkan ve kendi başına markalaşmış Air Jordan serisini işlemesi geliyor ancak bu tek başına yeterli olmayabileceğinden iki ek unsur daha sunuyor film karşımıza. Birincisi, Nike’nin basketbol departmanının bahsi geçen yıllarda oldukça kötü bir mali performansa sahip olması ve bu nedenle yakın zamanda halka arz edilen şirket tarafından kapatılma riskiyle mücadele etmesi, çalışanlarının da işlerinden olma tehlikesi yaşamaları. İkincisiyse, bugün çok başarılı bir işbirliği olmasına rağmen anlaşmadan önce Nike ile herhangi bir işbirliği yapmaya son derece karşı olan Michael Jordan’ın bu rijit tutumunun anlaşmayı olanaksız kılması. Muhtemelen daha giriftli ve farklı olması sebebiyle Ben Affleck de ikinci sebebe daha fazla eğilmiş ve filmin doruk noktasını Nike’nin rakipleri Adidas ve Converse karşısında Michael Jordan ile anlaşmayı kapatıp kapatamaması, onu ikna edip edememesi üzerine inşa etmiş. Jordan ile anlaşma yapmanın zorluğuna ek olarak filmin ikinci kozuysa bu anlaşmanın endüstride kuralları değiştiren türden bir anlaşma olması. Bu koz da pazar payı anlamında rakiplerinin çok gerisinde olan Nike’nin bu kuralları alt üst eden anlaşma sayesinde yükselmesi anlatısıyla süslenmiş.

    Phil Knight rolünde Ben Affleck | Air (2023)

    Esasında oldukça ticari bir film olarak karşımıza çıkan Air, kaybeden bir şirket ve iş insanlarının tarihin en büyük yıldızlarından ve hatta kültür ikonlarından biri haline gelecek Michael Jordan ile imkansız bir anlaşmayı yapabilmeleri öyküsüyle aslında bu ticari başarıda izlenecek bir şeyler olduğunu ispat etmeye çalışıyor. Bununla birlikte, Amazon filmi daha ziyade futbolun popüler olduğu ülkemize nazaran basketbolun çok daha geniş kitlelerce takip edildiği ve oynandığı ABD’de belki kendine daha anlamlı bir konum bulabilir. Ancak yine de dünyada geniş bir etkiye sahip olan Michael Jordan takipçileri ve Air Jordan serisini beğenenler, tarihini merak edenler ve markaya ilgi duyanlar için ilgi çekici bir film olabilir. Genele baktığımızda neredeyse iki saati dolduran süreye sahip Air, yıldızlardan oluşan kadrosu ve Michael Jordan’ı anlaşma için ikna etmenin de dahil olduğu başarı öyküsüyle sıkıcı olmayan bir ekran deneyimi sunuyor.

    Rating: 2.5 out of 5.

    2.5/5


    Kişisel Letterboxd hesabım

    Filmin web sayfaları:
    Air (2023) – IMDb
    Air (2023) – Letterboxd
    Air (2023) – Wikipedia

  • Teenage Mutant Ninja Turtles: Mutant Mayhem (2023)

    Teenage Mutant Ninja Turtles: Mutant Mayhem (2023)

    Jeff Rowe, Kyler Spears (yönetmenler) | Micah Abbey, Shamon Brown Jr., Nicolas Cantu, Brady Noon, Ayo Edebiri, Maya Rudolph, John Cena, Seth Rogen, Rose Byrne, Natasia Demetriou, Giancarlo Esposito, Jackie Chan, Ice Cube, Paul Rudd (seslendirmen oyuncular)

    Bu blogdaki ilk animasyon incelemesini bu filmle yaptığım için şanslıyım çünkü iki vizyon haftası önce, 4 Ağustos’ta, vizyona giren Teenage Mutant Ninja Turtles: Mutant Mayhem sinemada izlemesi oldukça keyifli bir film. 2021 yapımı The Mitchells vs. the Machines ile tanınan yönetmen Jeff Rowe’un Kyler Spears’ın eşyönetmenliğiyle ortaya çıkarttığı animasyon filmi, “Barbenheimer,” Spider-Man: Across the Spider-Verse veya Mission Impossible‘ın son filmiyle hayli hareketli geçen bu yazın kesinlikle en eğlenceli filmlerinden biri. Rowe’un Seth Rogen, Evan Goldberg, Dan Hernandez, ve Benji Samit ile birlikte kaleme aldığı filmin senaryosu ise akıcı mizahı ve hızlı tempo ile kendini gösteriyor. Animasyonları ve görselliğiyle dikkat çeken yapımın Ninja Kaplumbağalar’ın yedinci sinema uyarlaması olma özelliğini taşıdığını da belirtelim.

    Doğrusu uzun zamandır bu franchise’ın herhangi bir içeriğine maruz kalmamış ve bundan önceki live-action çekilen iki filmi de izlememiştim. Yanlış hatırlamıyorsam çizgi dizileri dışında izlediğim tek uzun metrajlı filmi 2007 yapımı TMNT filmi ve onun da nasıl olduğunu pek hatırlamıyorum. Hatta o kadar uzak kalmışım ki Ninja Kaplumbağalar hikaye örgüsünün bazı unsurlarını da bu filmi izlerken yeniden hatırladım.

    Bir buçuk saatin biraz üzerindeki süresiyle temposu hızlı, dolu dolu ve bir o kadar da komik filmin seslendirme kadrosu da hayli zengin. Önceki filmlerinin pek fazla beğeni görmediğini Rotten Tomatoes, Metacritic ve IMDb’den anladığımız 7’nci Ninja Kaplumbağalar filmi seriyi yeniden başlatmak için doğru bir tercih olmuş. Bu sefer bilgisayar animasyonlu çekilen film muhtemelen Ninja Kaplumbağalar’ın en iyi sinema filmi.

    Mutant canlılar oluşturmaya çalışan bir araştırmacının araştırma materyallerinin başarısız bir operasyon sonucu dış dünyaya sızmasıyla birlikte dünyaya gelen dört kaplumbağa kardeş (Leonardo, Michelangelo, Donatello, Rafael) ve onlara ebeveynlik yapan bir sıçanın insanlar tarafından yönetilen dünya tarafından dışlanmasıyla kanalizasyonda kendilerine bir hayat kurması ve ergenliğe girerek dış dünyaya daha fazla ilgi duymaya başlayan bu dört kaplumbağa kardeşin dış dünyayla temasa geçme macerasını temel alıyor filmin konusu. Hayatları boyunca dış dünyadan ve insanlardan korunması ve kaçınması öğretilen bu kardeşler insanların sosyal dünyasına ilgi duymadan edemiyor. Kendi yaşlarındaki insanların lisede sosyal bir ortamda eğitim alması, konserler ve diğer etkinlikler, arkadaşlıklar, maceralar ve daha birçok şey hayallerini süslüyor. Yaşlarının getirdiği enerjiyle birlikte de, babaları olarak gördükleri Splinter‘ın insanların asla kendilerini kabul etmeyeceğine dair tecrübelere dayanan uyarılarına rağmen, düğüm bir yerde çözülüyor tabii. Bir üyesi olduğu insanların dünyasından dışlanmış gibi görünen bir insanla, April O’Neal ile, tanışmalarının ardından suç sorunuyla baş eden şehirlerinde kahraman rolüne bürünerek insanlar tarafından kabul edilebileceklerine inanıyorlar. Şehirdeki suç sorununun sebebinin kendileri gibi mutant olan ancak insanlardan uzaklaşmak için gizlice kanalizasyona çekilere gizli bir hayat sürdürmektense mutant popülasyonunu artırarak dünyayı ele geçirme ve insanları kendilerine tabi hale getirme planındaki bir çete olduğuyla yüzleşmeleri bir dönüm noktası oluyor bu dört kardeş için. Sonuç olarak, Teenage Mutant Ninja Turtles: Mutant Mayhem, dram ve mizahı bir araya getiren bir yapım olarak karşımızda duruyor.

    Filmin en güzel yanlarından biri ergenlik ruh halini, dünyayla ilgili merakı ve bitmek bilmez enerjiyi oldukça doğal yansıtması. Yapım ekibi bu genç dört Yaşlarının da etkisiyle heyecanlı, tutkulu ve meraklı dört kardeşin de karakterleri özgün ve gerçekçi bir şekilde yazılmış ve görsel olarak da yansıtılmış. Spider-Verse serisini epey andıran göz alıcı animasyonlarıyla oldukça doyurucu bir görsel deneyim sunmasının da bunda katkısı olduğunu söylemek mümkün. 3D teknolojisinin rahatsız edici olmadığı, en azından benim izlediğim sinemada, hatta keyif verici olduğu bir örneği olduğunu da eklemeliyim. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi dramatik motiflere de de sahip animasyon filminin mizahı da, dram unsurlarıyla birlikte, gayet yerinde. Şakalar akıcı bir şekilde çalışıyor ve filmin anlatısına da uyumlu bir şekilde katkıda bulunuyor. Seslendirme tarafında da bulunan Seth Rogen’ın yapımcılığının ve yazarlığının bir sonucu olabilir. Filmi orijinal seslendirmeleriyle izleyememiş olsam da -animasyonda dublajın çok günahı olmaz diyorum- okuduğum değerlendirmelerde orijinal seslendirmelerin de beğenildiğini gördüm. Tabii Ninja Kaplumbağalar adı üzerinde bir aksiyon filmi de nihayetinde ve o noktada da yine kendine has görsel stiliyle oldukça keyifli bir deneyim sunduğu söylenebilir.

    Bu yazın bana kalırsa “underdog” kontenjanından katılan (Türkiye ve ABD’de ilk haftasonunda gişede Barbenheimer ve Meg 2’nin gerisinde kalmış) filmi Teenage Mutant Ninja Turtles: Mutant Mayhem, yediden yetmişe herkese keyifli vakit geçirmeyi vaat eden, dünyaca ünlü franchise’ı yeniden başlatan eğlenceli bir animasyon filmi. Bu aralar sinemada hangi filmi izlesem diye düşünüyorsanız kesinlikle göz önünde bulundurabilirsiniz. Oscar veya diğer ödüllere talip olur mu şimdiden tahmin etmek zor, muhtemel rakiplerine göz atma fırsatım da olmadı ama şunu söyleyebiliriz: Teenage Mutant Ninja Turtles: Mutant Mayhem dram ve mizahı dengeli bir şekilde birleştiren, doğal karakterleriyle birlikte akıcı ve oldukça keyifli bir film.

    Rating: 3.5 out of 5.

    3.5/5

    Kişisel Letterboxd hesabım

    Filmin web sayfaları:
    Teenage Mutant Ninja Turtles: Mutant Mayhem (2023) – IMDb
    Teenage Mutant Ninja Turtles: Mutant Mayhem (2023) – Letterboxd
    Teenage Mutant Ninja Turtles: Mutant Mayhem (2023) – Wikipedia