2023’ün En İyi 3 Filmi

Ne yıldı ama! Acısıyla tatlısıyla kelimenin tam anlamıyla yıl gibi bir yıldı 2023. Tüm dünya dolu dolu, Uzun yıllar unutulmayacak olaylara sahne olan bir yıl geçirdik. 2020’yi nasıl anıyorsak, 2023 de biraz onun tersi gibiydi. Pandeminin etkilerinden tamamen kurtulduğumuzu hissettiğimiz, eski normali ararken yeni normalle başbaşa kaldığımız, evden çalışmaya ne tam alışabildiğimiz ne de tamamen ofise geri dönmek istediğimiz, pandemi öncesi eğlence ve kültür sanat aktivitelerinin tekrar daha rahat bir şekilde organize edilebildiği, sinemanın da pandemi öncesi zamanlarına geri dönme konusunda umut ışığı gösterdiği bir yıl oldu. Her günü ve hatta belki de her dakikasına sayısız konu ve olay sıkıştırılmış, tek cümleye sığdırması elbette imkansız bir 365 gün. Aniden ortaya çıkan ve hayatın her alanına hızlıca nüfuz eden Chat GPT’nin başını çektiği yapay zeka furyası , Hollywood grevi, Barbenheimer, Marvel Sinematik Evreni’nin sonunun gelmesi ve nicesi… Dolu dolu bir yıldı, nitekim benim için de öyle oldu. Bünyesinde 5 tatlı yıl geçirdiğim Bilkent Üniversitesi’nden mezun oldum, Radyo Bilkent’ten de mezun oldum ve yeni bir iş hayatına atıldım. Her şeyin, her hikayenin ve serüvenin bir sonu olduğunu hatırladığım bir yıl oldu, nasıl 2023’ü tüketip bitirip sonuna geldiysek.

Adettendir diyerek sinemanın pandemi öncesi doluluk seviyelerine dönme trendi gösteren bu yılın kendi adıma en beğendiğim 3 filmini sizlerle belki bir Pazar okuması veya belki yılın son haftası okuması olarak paylaşmak istedim. 2023, hayatımda en çok film izlediğim yıllardan biri oldu, 41’i 2023 yapımı olmak üzere 114 film izlemişim. Teşekkürler Letterboxd! Biliyorum, May December, The Zone of Interest, Poor Things, All of Us Strangers gibi sinema çevrelerince, eleştirmenler ve izleyiciler tarafından pek beğenilen ancak benim henüz izleyemediğim filmler de var. Ne yazık ki onları değerlendirme şansım olmadı. Bu yüzden izlemediğim filmleri otomatik olarak bu listeye dahil edemediğimi belirteyim. Ancak, yine de derinden etkileyici 5 filmi sizlerle paylaşmak isterim. Açıkçası, sinema için de dolu dolu bir yıl olmuş gibi görünüyor, Oscar tahminleri yapmak da zor olabilir. Lafı fazla uzatmadan listeye dönelim.

2023’ün En İyi 3 Filmi

3- Anatomy of a Fall (Bir Düşüşün Anatomisi)

Yönetmenliğini Fransız yönetmen Justine Triet’nin yaptığı Anatomy of a Fall, bir kadının eşinin ölümüyle ilgili şüpheli durumuna düşmesini konu alıyor. Başta mutlu, huzurlu ve belki de ideal bir aile tablosu çizen çift ve oğullarının hayatının aslında pek de göründüğü gibi harikulade olmadığını geçen her dakikayla yavaş yavaş gözler önüne seren, sabırlı ve dikkatli yazılmış bir film Anatomy of a Fall. Bu yılın Cannes Altın Palmiye’sini evine götüren film, izleyicisini hayatın ne kadar değişken ve subjektif algılara belki körü körüne bağımlı olduğunu düşünmeye itiyor. 

Anatomy of a Fall (2023) | Yön. Justine Triet

Anatomy of a Fall, aynı zaman diliminde yaşasa bile bireylerin kendi ayrı dünyalarına, kendi ayrı gerçekliklerinde yaşayabilmelerini tartışıyor. Aynı zamanda, aynı mekanda ve aynı ilişkide bulunan bir çiftin nasıl da aslında ayrı gerçeklik algılarına sahip olabilecekleri ve ayrı dünyalarda yaşayabileceklerini sabırlı bir şekilde seyircisine sunuyor. Aynı zamanda ve aynı mekanda birden fazla gerçeklik var olabilir mi? Birbirini iyi tanıyan iki kişi bile ayrı dünyalarda olabilirler mi? Justine Triet’nin Arthur Harari ile birlikte yazdığı film bu soruya sabırlı bir evet cevabı veriyor. Farklı bakış açılarını tek tek izleyicisine tanıtan ve günümüzde artık maalesef sıradanlaşan uzun süresiyle 2,5 saatlik film, durağan olmasına rağmen hayli sürükleyici. Bir karı ve bir kocanın ilişkisinin anatomisine girişen film, sorularının cevaplarını saklayarak, gizemini koruyarak seyircisini 2,5 saatlik bir düşünme, sorgulama ve yeniden değerlendirme egzersizine davet ediyor. 

Oyunculuk tarafındayasa bu yıl adından söz ettiren bir başka film The Zone of Interest ile de ilgi odağı olan Sanda Hüller de dört dörtlük bir performans ortaya koymuş.

Katıldığı bir çok ödül ve festivalden adaylıklar ve ödüllerle dönen Anatomy of a Fall, bana 2006 yapımı John Patrick Shanley’nin kendi yazdığı tiyatro oyunundan uyarladığı Doubt filmini fazlasıyla anımsattı. Yine cevabını net bir şekilde vermeyen, gizemin ilmek ilmek örüldüğü sürükleyici bir öyküye sahipti Doubt filmi de. Anatomy of a Fall’u beğenirseniz Meryl Streep, Philip Seymour Hoffman, Amy Adams ve Viola Davis’li Doubt’a da bir bakmanızı kesinlikle tavsiye ederim.

Anatomy of a Fall – IMDb sayfası

Anatomy of a Fall – Letterboxd sayfası

Rating: 4 out of 5.

4/5

2- Killers of the Flower Moon (Dolunay Katilleri)

Ne denilebilir ki? Sinemanın yaşayan en büyük efsanelerinden, sinemanın günümüzde bildiğimiz hale gelmesinde rol oynayan, sinemanın en büyük isimlerinden, sayısız övgüye layık, son zamanların TikTok fenomeni ve Letterboxd üyesi Martin Scorsese’nin son filmi Killers of the Flower Moon, Barbenheimer fenomenini bir kenara koyarsak bu yılın belki de en fazla beklenen filmlerinden biriydi. Yol arkadaşı Robert De Niro’yla The Irishman sonrası (iyi ki) tekrar birlikte çalıştıkları ve bu iş birliğinin tekrar tadını çıkarmamızı sağlayan bir film. Pek tabii son on yıldır proje seçerken pek tutumlu davranan Leonardo DiCaprio’yla muhteşem bir performans sergileyen, ödüllerden ödüllere koşan Lily Gladstone’u da bulunduran kadrosuyla enfes bir film. Tek kelimeyle, müteşekkirim.

Killers of the Flower Moon (2023) | Yön. Martin Scorsese

Scorsese’nin Eric Roth ile birlikte ABD’li gazeteci yazar David Grann’in 2017 basım aynı isimli kitabından uyarlayarak yazdığı film, FBI’ın soruşturduğu, 1920’lerde Oklahoma’nın petrol zengini olduğu ortaya çıkan arazilerinde yaşayan yerli halkı Osage Ulusu’nun faili meçhul, gizemli cinayetlerle öldürülmesini konu alıyor. Neredeyse üç buçuk saatlik süresine rağmen sürükleyiciliği koruyan kurgusuyla sıkıcılaştığı tek bir anı yok gerçek bir hikayeye dayanan tarihsel suç/dram filminin. Yanlış hatırlamıyorsam Scorsese, röportajlarından birinde Killers of the Floower Moon‘u bugüne kadar öğrendiği her şeyi katarak, her şeyi kullanarak çektiğini söylemişti. Gerçekten de ustalık eseri olarak hatırlanabilecek bir yapım Killers of the Flower Moon. Her detayı incelikle işlenen, geçtiği tarihsel periyodu bütün bir şekilde yansıtan seti ve atmosferi tamamlayan müzikleriyle de birlikte bu yılın tüm ödüllerine doğal bir aday.

Oyunculuklara da ayrı bir parantez açmak gerekiyor tabii. Robert De Niro, bildiğimiz gibi. Ne kadar yüksek düzeyde olsa da asla hayal kırıklığına uğratmıyor, en tepedeki yerini koruyor. Bir diğer yanda Lily Gladstone, uzun yıllar hatırlanacak bir performansa sahip ki gittiği her yerde de teveccüh görüyor. Leonardo DiCaprio ise The Wolf of Wall Street ve The Revenant sonrası kariyerinin belki de en iyi performasını sergilemiş.

Killers of the Flower Moon (2023) | Yön. Martin Scorsese

IMAX formatında çekilmemesine rağmen IMAX salonlarda da gösterilen filmi ben de bir IMAX salonunda izleme fırsatı buldum. İkinci defa sinemada izlemek istememe rağmen fırsat bulup gidemediğim için pişmanım.  Ne kadar ustalık eseri desek de, ne kadar Scorsese hayatım boyunca öğrendiğim her şeyi bu filme koydum dese de, yine de sinemaseverler olarak kendisinin ve dostu Robert De Niro’nun sonraki yapımlarını iple çekiyoruz bile.

Fazla söze gerek yok, Killers of the Flower Moon 2023’ün en iyi filmlerinden, bir Scorsese yapımı. Hayli uzun süresine rağmen tekrar tekrar izlenebilecek yapımın sonuna Scorsese’nin küçük bir sürpriz iliştirdiğini de ekleyeyim. Halihazırda başarılı bir ödül sezonu geçiren Killers of the Flower Moon, 96. Oscar Ödülleri’nin de pek çok dalda en büyük favorilerinden. Filmi izledikten sonra bir süre müziğinin etkisinden çıkamayabilirsiniz, söylemiş olayım.

Killers of the Flower Moon – IMDb sayfası

Killers of the Flower Moon – Letterboxd sayfası

Rating: 4.5 out of 5.

4.5/5

1- The Holdovers

Sımsıcak bir film. Ben böyle filmlere sıcak çikolata gibi film demeyi seviyorum. İç ısıtıcı, insana hayatı sevdiren, hatta hayatı gerçekten de güzelleştiriyor bu filmler. Bu yılki ve son derece başarılı bir örneği de The Holdovers. Üç kişinin hikayesini anlatıyor listemizin ilk sırasındaki bu yapım. Dışarıdan gizledikleri veya en azından gizlemeye çalıştıkları fakat kişisel hayatlarında boğuştukları mücadelelere sahip, gerçek insanlar.

The Holdovers (2023) | Yön. Alexander Payne

David Hemingson’ın yazıp Alexander Payne’in yönettiği The Holdovers, son derece gerçekçi ve sıcak bir karakter analizi sunuyor. Ailevi sorunlara sahip, ebeveynleri boşanmış parlak bir lise öğrencisi Angus Tully’nin annesinin yeni evliliği nedeniyle Noel tatilinde eve dönemeyip tatilini, kendisi gibi okulda kalan tarih hocası ve yemekhane müdürüyle geçirmek zorunda kalmasından alıyor film ismini. İngilizce “holdover” bir önceki dönemden kalanlara verilen bir isim. Fimin üçlüsü de ne kadar istemeseler de ellerinde olmayan sebeplerden ötürü Noel tatillerini ülkenin en önde gelen okullarından birinde birlikte geçirmek durumunda kalıyorlar. Ailesiyle birtakım sorunlar yaşayan, çok bilmiş ve başına buyruk, hatta biraz baş belası ancak bir o kadar parlak bir öğrenci olan, kariyerinin ilk filminde görkemli bir açılış yapan Dominic Sessa tarafından canlandırılan Angus ile yanında öğrencilerin sevilmeyen, sıkıcı ve sıkı tarih hocası, Paul Giamatti’nin oynadığı, Paul Hunham ve son olarak maddi yetersizliği nedeniyle askere gitmek zorunda kalan aynı liseden mezun oğlunu kaybeden bir anne olan, Da’Vine Joy Randolph’un yılın en iyi oyunculuk performanslarından biriyle hayat verdiği Mary Lamb oluşturuyor bu üçlüyü.

Takvimi Noel zamanını gösteren filmin hikaye nefis yazılmış. Birbirine karşı önce biraz çekingen ve pek samimi davranmayan bu üç kişi koca okulda ve kampüste tek başlarına kalınca birlikte zaman geçiriyorlar tabii ve bu süre zarfında doğal olarak birbirlerini daha iyi tanıyorlar. Acılarına tanık oluyorlar, acılarını paylaşıyorlar. Üç yalnız insan olarak yalnızlıklarını paylaşıyorlar. Özgün, farklı olduğu kadar benzer duygulara ve yönlere sahip hikayeleri olan üç kişiyi izliyoruz.

The Holdovers (2023) | Yön. Alexander Payne

Bu yıl benim vurulduğum film The Holdovers oldu. Nitekim listemin ilk sırasını da ona ayırdım. Bu sıcacık, iç ısıtan, hayatı pembeleştiren sıcak çikolata gibi filmi ileriki yıllarda bir Noel klasiği olarak anacağımızdan da eminim. Tekrar tekrar izleyip her seferinde tekrar sevilecek cinsten bir film olmuş. Kaçırmamak lazım, artık böyle filmler pek sık çıkmıyor. Buradan yönetmen Alexander Payne, yazar David Hemingson ile birlikte kariyerinin ilk filminde rol alan Dominic Sessa’ya, inanılmaz bir performans sergileyen Da’Vine Joy Randolph’a ve Paul Giamatti’ye teşekkürlerimi sunayım. Bu yılki tüm ödülleri kazanmayı hak ediyorlar!

The Holdovers – IMDb sayfası

The Holdovers – Letterboxd sayfası

Rating: 5 out of 5.

5/5

Şeref listesi

Bu üç filmin yanında bahsetmezsem ayıp olacak diğer filmleri de bir liste halinde paylaşmak isterim. Bu filmler de, eğer öyle hatırlanacaksa, 2023’ün güzel bir yıl olarak hatırlanmasına katkı sağladılar:

  • “Evil Does Not Exist” yön. Ryūsuke Hamaguchi
  • “Afire” yön. Christian Petzold
  • “Wonderful Story of Henry Sugar” yön. Wes Anderson
  • “Oppenheimer” yön. Christopher Nolan
  • “BlackBerry” yön. Matt Johnson
  • “Guardians of the Galaxy Vol. 3” yön. James Gunn
  • “Kuru Otlar Üstüne” yön. Nuri Bilge Ceylan
  • “Past Lives” yön. Celine Song
  • “Spider-Man: Across the Spider-Verse” yön. Joaquim Dos Santos, Justin K. Thompson, Kemp Powers
  • “The Boy and the Heron” yön. Hayao Miyazaki
Oppenheimer (2023) | Yön. Christoper Nolan

Geç olsun güç olmasın filmleri

Tabii, 2023 filmlerinin yanı sıra bu yıl pek çok daha eski yapımlara da göz atma fırsatı buldum. Birçoğunu izlemede geç kaldığımı düşünsem de geç olsun güç olmasın ilkesini benimsemeyi tercih ettim! Hatta bir “Geç olsun güç olmasın” köşesi bile başlatabilirim bunun için. Şimdilik yalnızca bu yıl izlediğim ve 2023 yapımı olmayan filmlerden en beğendiklerimi kısa bir liste olarak sizinle paylaşayım:

  • “The Battle of Algiers” (1966), yön. Gillo Pontecorvo
  • “Autumn Sonata” (1978), yön. Ingmar Bergman
  • “LOTR” Serisi  (2001-2003), yön. Peter Jackson
  • “There Will Be Blood” (2007), yön. Paul Thomas Anderson
  • “Uncut Gems” (2019), yön. Benny Safdie, Josh Safdie
  • “Parasite” (2019), yön. Bong Joon-ho


Comments

One response

  1. afç Avatar
    afç

    Teşekkürler

    Like

Leave a comment